MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Ankara'da yedim taze meyvayi
Bosa çignemisim yalan dünyayi
Keskin'den de sildirmeyin künyeyi
Söyleyin anama da anam aglasin
Babamin oglu var beni neylesin
Trene bindim de tren sallandi
Zalim doktor cigerimi elledi
Iyi oldun diye köye yolladi
Söyleyin anama da anam aglasin
Babamin oglu var beni neylesin
Ankara'yla su Keskin'in arasi
Arasina kara duman durasi
Çok doktorlar gezdim yokmus çaresi
Söyleyin anama da anam aglasin
Babamin oglu var beni neylesin
Mezarim basinda kuslar ötüsür
Benzim içtim cigerlerim tutusur
Aglama Hatice Sefer yetisir
Söyleyin anama da anam aglasin
Babamin oglu var beni neylesin
Binmis taksiye de sefer geliyor
Annesinin de cigerini deliyor
Gelin Haticeni de eller aliyor
Söyleyin anama da anam aglasin
Babamin oglu var beni neylesin
Mezarimi derin esin dar olsun
Etrafi lale sümbül bag olsun
Ben ölüyom ahbaplarim sagolsun
Söylen kardesime çalsin sazimi
Kadir Mevlam böyle yazmis yazimi
Bazen sana gayesiz, raslantısal bakardım... Sense kaçırırdın gözlerini benden. Oysa , sana bakarken gözlerinde kalbini görürdüm. Gözlerin olmadan da kalbini göreceğimden habersizdin. Ve hatta sana bakmadan seni hissettiğimi bilmezdin
Hiç Bilemem - Düş Sokağı Sakinleri
Günler düşlerden doğar Geceler haykırı bakar umutlara Olduğum yer bu değil Beni kimler arar kimler sorar Hiç bilemem anlayamam anlatamam İçimde kanımı emen kahırlar var Ne gizlenirim ne kabarırım Aşkın ile yanar olurum Tükenmek değildir yoran beni Aldanmaktır belam hiç kolay değil Hiç bilemem anlayamam anlatamam Dışımda canımı alan tavırlar var Aranırım kırık kalplerde Bir ışık yanacak diye Yürürüm ahşap mahallelerde Bir yıldız kayacak diye Bütün yalnızlıklar benim olmuş Nöbetlerim gelir ağlarım Nöbetlerim gider kovalarım Kuşlar uçar diyar diyar El edemem beni almazlar diye Gurbet çürür güneşin kapanışında Beklediklerim kalır uçan uçurumlarda Hiç bilemem anlayamam anlatamam Düşümde uykumu çalan aşıklar var
Hiç Bilemem - Düş Sokağı Sakinleri
Günler düşlerden doğar Geceler haykırı bakar umutlara Olduğum yer bu değil Beni kimler arar kimler sorar Hiç bilemem anlayamam anlatamam İçimde kanımı emen kahırlar var Ne gizlenirim ne kabarırım Aşkın ile yanar olurum Tükenmek değildir yoran beni Aldanmaktır belam hiç kolay değil Hiç bilemem anlayamam anlatamam Dışımda canımı alan tavırlar var Aranırım kırık kalplerde Bir ışık yanacak diye Yürürüm ahşap mahallelerde Bir yıldız kayacak diye Bütün yalnızlıklar benim olmuş Nöbetlerim gelir ağlarım Nöbetlerim gider kovalarım Kuşlar uçar diyar diyar El edemem beni almazlar diye Gurbet çürür güneşin kapanışında Beklediklerim kalır uçan uçurumlarda Hiç bilemem anlayamam anlatamam Düşümde uykumu çalan aşıklar var
Hiç Bilemem - Düş Sokağı Sakinleri
Günler düşlerden doğar Geceler haykırı bakar umutlara Olduğum yer bu değil Beni kimler arar kimler sorar Hiç bilemem anlayamam anlatamam İçimde kanımı emen kahırlar var Ne gizlenirim ne kabarırım Aşkın ile yanar olurum Tükenmek değildir yoran beni Aldanmaktır belam hiç kolay değil Hiç bilemem anlayamam anlatamam Dışımda canımı alan tavırlar var Aranırım kırık kalplerde Bir ışık yanacak diye Yürürüm ahşap mahallelerde Bir yıldız kayacak diye Bütün yalnızlıklar benim olmuş Nöbetlerim gelir ağlarım Nöbetlerim gider kovalarım Kuşlar uçar diyar diyar El edemem beni almazlar diye Gurbet çürür güneşin kapanışında Beklediklerim kalır uçan uçurumlarda Hiç bilemem anlayamam anlatamam Düşümde uykumu çalan aşıklar var
Cmabridge Üinversitesinde yaıpaln bir arşaıtrmaya gröe,
bir kleimedkei hafrlrein hnagi sıarda didizlikleri dğeil, ilk
ve son hafrlrein dğoru yedre olamalrı öenm tşamıatkadır.
Geirsi taammen kamradaşır ve ynie de surosnuz olraak
okubanilir. Buunn sbeebi isnan benyinin her hafri tek tek
dieğl kemileelri bir btüün oralak omukadısır.
SULHAHMET
Çiğdem der ki ben alâyım Yiğit başına belâyım Hepsinden ben alâyım Benden alâ çiçek var mı Al çiçekli mavi dağlar Yârim gurbet elde ağlar
Lâle derki be hey Tanrım
Benim boynum neden eğri
Yârdan ayrı düştüm gayrı
Benden alâ çiçek var mı
Çayır çimen oldu bağlar
Yârim gurbet elde ağlar
Nevruz derki ben nazlıyım
Sarp kayalarda gizliyim
Mavi donlu tok gözlüyüm
Benden âlâ çiçek var mı
Al baharlı mavi dağlar
Yârim gurbet elde ağlar
AŞIK VEYSEL
Aşık Veysel, hayatini anlattığı bir şiirinde "Ücyüz-onda gelmiş idim cihana" diyor. Yıl 1894 oluyor hesapça. Sivas'a bağlı Şarkışla ilçesinin Sivrialan Köyünde dünyaya gelmiş. Anasi Gulizar, bir yaz günü koy dolaylarındaki Ayıpınar merasına koyun sağmaya gittiğinde; oracıkta bir yol üstünde doğurmuş Veysel'i. Göbeğini de kendi eliyle kesmiş. Yaman kadınmış Gülizar ana. Bebesini bir çaputa sarıp yürüye yürüye köye dönmüş. Babası Ahmet; bebenin adini Veysel koymuş. Yıllar geçmiş aradan büyümüş, konuşmuş, yürümüş Veysel çocuk. Böylece yedi yaşına varmış. O yıl bir çiçek hastalığı salgını olmuş Sivas'ta. Küçük Veysel de yakalanmış. Sol gözünde, cicegin beyi çıkmış kendi deyimiyle... Göz akıp gitmiş. Sağ gözüne de perde inmiş, önceleri. Yalnız ışığı seçebiliyormuş, bu gözüyle. Babasına "Çocuğu Akdağmadeni'ne götür, orada bu gözünü açacak bir doktor var." demişler. Sevinmiş Ahmet emmi. Gel gör ki talihsizlik yine yakasını bırakmamış Veysel'in. Bir gün inek sağarken babası yanına gelmiş. Veysel ansızın donuverince; yakında bulunan bir değneğin ucu öteki gözüne girivermiş. O göz de akıp gitmiş böylece. Veysel'in Ali adında bir ağabeysi ve Elif adında bir kız kardeşi varmış. Hepsi çok üzülmüşler Veysel'in kotu kaderine.
Babası meraklı adammış. Halk ozanlarından şiirler okuyup ezberleterek avutmaya çalışmış oğlunu. Sivas'ın köyleri saz sairleriyle dolu. Onlar da ara sıra gelip Ahmet emminin evine uğrarlarmış. Veysel ilgiyle dinlermiş calip söylediklerini. Babası, oğlunun ilgisini görünce; bir saz alıp vermiş ona. İlk saz derslerini, babasının arkadaşı olan Çamşıh'lı Ali Ağa'dan almış. Ve gitgide, kendini iyice saza vermiş Veysel. Unlu Halk ozanlarının şiirlerini çalıp söylemiş bir zaman. Yirmibes yasındayken (1919) anası, babası Veysel'i Esma adında bir kızla evermişler ve kısa sure sonra ikisi de göçüp gitmiş bu dünyadan (1921). Acı üstüne acı gelmiş, ama bitmemiş talihin kotu oyunu. İkinci çocuğu on günlükken, anasının memesi ağzına tıkanarak ölmüş, ardından da karisi yanaşmalarıyla evden kaçmış. Bu olay çok koymuş Veysel'e. Daha dertli olmuş ve iyice içine kapanmış. Karisi koyup gittiğinde bir kızı varmış Veysel'in. Daha bir yasini bile bitirmemiş. İki yıl kucağında gezdirmiş Veysel, ne çare o da yaşamamış. Bu sıralar Veysel'i yeniden evermişler. Bu karisi çocuk vermiş Aşığa. Biri olmuş, iki oğlan, dört kız, altısı sağ. Onlar da 18 torun vermiş Veysel'e.
Aşık Veysel, Cumhuriyetin Onuncu yıl dönümüne rastlayan 1933 yılına kadar, başka ozanların şiirlerini çalıp söylemiş. Kendi deyişlerini söylemekten utanır, çekinirmiş. O yıllarda sairlerimizden rahmetli Ahmet Kutsi Tecer tanımış Veysel'i. Onun ışık tutuculuğuyla Veysel'in şiirleri aydınlığa kavuşmuş. Veysel; şairliğinin gelişmesinde Tecer'in büyük yardımlarını gördüğünü söylerdi her zaman. Veysel'in gün ışığına çıkan ilk şiiri Gazi Mustafa Kemal Pasa için söylediği: "Türkiye'nin ihyası Hazreti Gazi" mısrasıyla başlayan şiirdir. Bundan sonra bütün yazdıklarını calip söyler olmuştu. 1933 yılına kadar, köyünden dışarı hemen hemen hiç çıkmadığı halde; bundan sonra bütün yurdu dolaşmış, yurdunun çeşitli şehirleriyle kasabalarını, köylerini yakından tanımıştır. Halk ozanlarından en çok Karacaoglan'i, Yunus'u, Emrah'i, Dertli'yi severdi. Çağımızın ozanlarından Ahmet Kutsi Tecer'in ayrı bir yeri vardı Veysel'de. Onun aracılığıyla Koy Enstitülerinde bir sure saz öğretmenliği de yapmıştı Veysel. Sırasıyla Arifiye, Hasanoğlan, Cifteler, Kastamonu, Yildizeli, Akpınar Koy Enstitülerinde bulunmuştu. 1952 yılında İstanbul'da büyük bir jübilesi yapılan Aşık Veysel'e 1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, "Anadilimize ve Milli Birliğimize yaptığı hizmetlerden dolayı" özel bir kanunla vatani hizmet tertibinden aylık bağlamıştı.
Veysel'in bir başka özelliği daha vardı; köyünde ve çevresinde ondan önce bir tek meyve ağacı olmadığı halde, Sivrialan'da ilk meyve bahçesini o yetiştirmişti. Hem öyle bir bahçe ki, içinde elmadan kayısıya, kirazdan cevize kadar turlu turlu meyve ve çiçek vardı. Veysel, kardeşlerinin yardımıyla bu bahçeyi yapmaya başladığı zaman köylüleri "Atalarımız bunca yıl böyle bir is yapmamışlar, su kor adam onlardan iyi mi bilecek ki böyle ise kalkıştı?" demişler. Birkaç yıl sonra ağaçlar yetişmiş, meyve vermiş. Köylüler önceki dediklerini hatırlayıp utanmışlar ve bu defa "O kor değilmiş, meğer kor olan bizmişiz diyerek Aşık Veysel'i kutlamışlar. iste böylesine uzağı gören bir insandı o... Yetmiş yıl karanlık bir dünyada yaşadı (ölümü 21 Mart 1973). Fakat karanlık gözlerindeydi yalnız, içi apaydınlıktı, şiirleri de öyle... Halk şiirimizin bu güçlü ozanı yarim yüzyılı aşkın bir sure yazdıklarıyla, calip söyledikleriyle çevresine ışıklar saçtı. Sanırım simdi de mezarında son uykusunu ışıklar içinde uyuyordur. Yalnız çağımızda yasayanlar değil, bizden çok sonra yasayacaklar da "Dostlar Beni Hatırlasın" şiirini unutmayacaklar ve her zaman rahmetle anacaklardır.
Kara Toprak
Dost Dost Diye Nicesine Sarıldım
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır
Beyhude Dolandım Boşa Yoruldum
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır
Nice Güzellere Bağlandım Kaldım
Ne Bir Vefa Gördüm Ne Faydalandım
Her Turlu İsteğim Topraktan Aldım
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır
Koyun Verdi Kuzu Verdi Sut Verdi
Yemek Verdi Ekmek Verdi Et Verdi
Kazma İle Dövmeyince Kıt Verdi
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır
Ademden Bu Deme Neslim Getirdi
Bana Turlu Turlu Meyva Yetirdi
Her gün Beni Tepesinde Götürdü
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır
Karnin Yardim Kazma İle Bel İle
Yüzün Yırttım Tırnak İle El İle
Yine Beni Karşıladı Gül İle
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır
İşkence Yaptıkça Bana Gülerdi
Bunda Yalan Yoktur Herkesler Gördü
Bir Çekirdek Verdim Dört Bostan Verdi
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır
Havaya Bakarsam Hava Alırım
Toprağa Bakarsam Dua Alırım
Topraktan Ayrılsam Nerde Kalırım
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır
Dileğin Varsa İste Allah'tan
Almak İçin Uzak Gitme Topraktan
Cömertlik Toprağa Verilmiş Haktan
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır
Hakikat Ararsan Açık Bir Nokta
Allah Kula Yakın Kul Da Allah'a
Hakkin Gizli Hazinesi Kara Toprakta
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır
Bütün Kusurlarımı Toprak Gizliyor
Merhem Calip Yaralarımı Tuzluyor
Kolun Açmış Yollarımı Gözlüyor
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır
Her Kim Ki Olursa Bu Sırr-ı Mazhar
Dünyaya Bırakır Ölmez Bir Eser
Gün Gelir Veysel'in Bağrına Basar
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır
İNSANLAR VARDIR
İnsanlar vardır; üstü nilüferlerle kaplı,
Bulanık bir göl gibi...
Ne kadar uğraşsanız görünmez dibi.
Uzaktan görünüşü çekici, aldatıcı
İçine daldığınızda ne kadar yanıltıcı....
Ne zaman ne geleceğini bilemezsiniz;
Sokulmaktan korkarsınız, güvenemezsiniz!
İnsanlar vardır; derin bir okyanus...
İlk anda ürkütür, korkutur sizi.
Derinliklerinde saklıdır gizi,
Daldıkça anlarsınız, daldıkça tanırsınız;
Yanında kendinizi içi boş sanırsınız.